27 Nisan 2020 Pazartesi

ÜSTÜN POTANSİYELLİ ÇOCUKLARIN EBEVEYNLERİ NELER YAŞIYORLAR?


Dünyanın her yerinde ebeveyn olma en önemli sorumluluklar arasında yer almaktadır. Çocuklarda sağlıklı bir gelişimin gerçekleştirilmesinde ailelerin rolü büyüktür. Ebeveynlerin çocuklarının eğitimleri ile ilgili farkındalık sahibi olması gerekmektedir. Çoğu anne-baba üstün potansiyelin ne demek olduğunu bilememektedir. Çocuklarının üstün potansiyelli olup olmadığını ve ne yapmaları gerektiğini bilemeyen birçok ebeveyn var. Ebeveynler, çocukların eğitimi ile ilgilenirken belli başlı güçlüklerle karşılaşırlar.
Üstün potansiyelli ebeveynlerinin karşılaştığı güçlükler ise belli başlı noktalarda diğer ebeveynlerin karşılaştığı güçlüklerden farklılaşır. Üstün potansiyelli çocukların  ebeveynlerinin yoğun olarak yaşadığı güçlüklerin en önemlerinden biri iletişim becerileridir. Üstün potansiyelli bir çocuk; akran grubu tarafından dışlanma, ilk kez girdiği ortamda uyum sorunu yaşama veya çevreyle uyum içinde olamama gibi sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Buna benzer durumlarda ebeveynler bu problemlere yoğun bir şekilde maruz kalabilir. Bu noktada problem çözmede bazı güçlüklerle karşılaşabilir.
Üstün potansiyelli bir çocuğun kendi potansiyelinin bilincinde olmasından dolayı da eğitim alanında bazı güçlükler yaşanabilir. Örneğin; eğitsel çalışmalarda alışkanlıklar kazanmama da, aşırı beklentiye girmede ve ödev yapmama gibi birçok istenmeyen davranışta bulunurlar. Bu durumlardan oluşan güçlüklerde aile üzerinde bir sorumluluk hisseder ve problemleri çözmekte güçlükler yaşarlar.
Üstün potansiyelli çocukların ailelerinin yaşadığı bir diğer problemde çocuklarının belli başlı spesifik özellikleridir. Bu özellikler çocuğun meraklı, ilgili, ısrarcı, hassas, duyarlı vb. özelliklerdir.
Üstün potansiyelli çocuklarda bütün gelişim alanlarının aynı hızda gelişmediği gerçeği unutulmamalıdır. Üstün potansiyelli çocukların motor becerilerinin gelişimini de desteklemek gerekebilir.  Örneğin; üstün potansiyelli çocuklar genellikle el yazısını yavaş, yorucu ve olumsuz bir şekilde değerlendirirler. Çünkü zihinleri bir kalemden çok daha hızlı çalışmaktadır. Bu durumda çocuklara küçük kas gruplarını geliştirmesi için çeşitli egzersizler verilmelidir. Oyun hamuru, çamurla oynama, parmak boyası yapma, ipe boncuk dizme gibi bir takım etkinlikler ile küçük kas becerilerinin gelişimi desteklenebilir.
Üstün potansiyelli çocuklar mükemmeliyetçilik arayışı içindedirler. Mükemmeliyetçiliğin hem avantajları hem dezavantajları var. Yapılan araştırmalara gösteriyor ki, birçok üstün potansiyelli çocuk mükemmel yapamayacağını düşündüğü bir işten başlamadan vazgeçiyor. Anne babalar, çocuklarının mükemmeliyetçilik eğilimlerini kabul etmeli ve çocuklarının hayal kırıklıklarını, kaygılarını ve öfkelerini anlayışla karşılamalıdırlar. Çocuklarının her alanda mükemmel olamayacağı gerçeğini anlamalarına yardımcı olmalıdırlar. Anne-babalar çocuklarının kendilerini başarısız hissettiği zamanlarda , mücadeleyi bırakamamak için onları cesaretlendirmelidirler.

Üstün potansiyelli çocuklarda sosyal duygusal gelişimi desteklemek gerekebilir. Zihinsel becerileri üst düzeydeyken, sosyal ve duygusal becerilerin genellikle yaş düzeyindedir. Üstün potansiyelli çocuklar zaman zaman içlerine kapanık olabilirler. Üstün potansiyelli çocuklar kendi yaşıtlarıyla anlaşmakta zorlanabilir, kendinden büyüklerle vakit geçirmekten keyif alabilir. Bu yüzden üsün potansiyelli çocuklara yaşıtlarıyla etkileşim içinde olma fırsatı verilmelidir.

Üstün potansiyelli çocuklar sese, gürültüye ve kokuya karşı hassas olabilirler. Bu yüzden bazı çocuklar sinema ve tiyatrodaki sesin çok yüksek olduğunu ve onu rahatsız ettiğini belirtebilirler. Tiyatro ve sinemada yüksek ses olduğu için gitmek istemeyebilir ve gittiği zamanlar kulaklarını kapatma davranışında bulunabilirler. Böyle durumlarda çocuğunuza: “Aaaa, bak şimdi ne var bunda!” demek yerine çocuğunuzun duygularını yansıtabilirsiniz.
  
Uzman Psikolog
İnci Nur ÜLKÜ





KAYNAKÇA
·        Bildiren, A. (2011). Üstün yetenekli çocuklar: aileler ve öğretmenler için bir kılavuz. İstanbul: Doğan Egmon Yayıncılık.
·       Karakuş, F. (2010). Üstün yetenekli çocukların anne babalarının karşılaştıkları güçlükler. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 6(1), 127-144.
·       Çamdeviren, Ş. (2014). Bilim Sanat Merkezine (BİLSEM) devam eden üstün yetenekli çocukların anne babalarının karşılaştıkları güçlükler: Sakarya ili örneği. 
·      

ÜSTÜN POTANSİYELLİ BİR ÇOCUĞA SAHİP EBEVEYNLER NASIL HİSSEDERLER?


EBEVEYNİN SESİ
Üstün Potansiyelli Bir Çocuğa Sahip Ebeveynler Nasıl Hissederler?
Üstün potansiyelli bir çocuğa sahipseniz okul öncesi döneminden itibaren değişik duygular yaşayabilirsiniz. Çocuğunuz büyüdükçe zor zamanlar yaşayabilirsiniz. Çocuğunuzun gelişiminin ilerleme hızı çok farklıdır. Çocuğunuzun gelişim özelliklerinin iyi bilmeniz önemlidir.  Zaman zaman bu konuda rehberliğe ihtiyaç duyabilirsiniz. Üstün potansiyelli bir çocuğu yetiştirmenin zorluklarından kaynaklanan stresi azaltmak adına; ebeveyn rehberliği, aile danışmanlığı veya anne-baba eğitim programlarına katılabilirsiniz.
·       Eğer üstün potansiyelli bir çocuğunuz varsa gururlu hissedebilirsiniz çünkü onun çocuğunuz belki de herkesin sahip olmak istediği çocuktur. Öncelikli olarak sizlere şunu hatırlatmak isterim; çocukları “Sen üstün zekalı bir çocuksun.” diye etiketlememek gerekir. Siz çocuğunuzun bu durumunu çok öne çıkarırsanız ve çocuğunuzdan beklentilerinizi yükseltirseniz çocuğunuzun kaygısını da artırabilirsiniz. Kendisini hep diğer arkadaşlarından önde bulunmaya zorunlu hissedebilir. Sürekli aile tarafından “Sen çok akıllısın.” diye övüldüğünde bir süre sonra “Ben akıllıyım çalışmama gerek yok.” diye düşünmeye başlayabilir.

·       Şaşkın hissedebilirsiniz, çünkü bazen çocuğunuzun üstün potansiyelli olma durumuna sevinseniz mi üzülseniz mi bilemezsiniz. Üstün potansiyelli çocukları olan diğer ailelerle görüşerek onlarla da paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Böylece bu sorunları sadece sizin yaşamadığını görerek farklı çözüm yöntemleri de öğrenebilirsiniz.

·       Korku ve kaygı hissedebilirsiniz, çünkü ona hak ettiği geleceği hazırlayamayacağınızı düşünebilirsiniz. Üstün potansiyelli çocukların özelliklerini bilen bir öğretmen ve okul bulamama kaygısı yaşayabilirsiniz. Kaygılandığınız durumlarda size destek verebilecek, üstün potansiyelliler konusunda deneyimli bir uzmandan destek almanızı öneririm.

·       Zaman zaman bıkmış hissedebilirsiniz çünkü çocuğunuzun sonu gelmeyen sorularına cevap vermekte zorlanabilir ve onun biraz daha sıradan olmasını isteyebilirsiniz. Üstün potansiyelli çocukların genel özelliklerinden biri merak duygusudur. Bu yüzden çocuğunuz merak edebilir, öğrenmeye ve kendisini geliştirmeye ilgi ve isteği olabilir. Bazı durumlarda çocuğunuzun birçok sorusuna cevap veremediğiniz ve bu durum karşısında kendinizi çaresiz hissettiğiniz zamanlar olabilir. Böyle durumlarda çocuğunuza karşı tepkisiz kalmak yerine, çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak başka çözüm yolları bulmaya çalışabilirsiniz. Örneğin; birlikte o sorunun cevabına kitap veya internet aracılığıyla ulaşabilirsiniz.


Uzman Psikolog
İnci Nur ÜLKÜ

25 Mart 2020 Çarşamba

KARMA AİLE PROFİLİ ÜSTÜN ÇOCUĞUN GELİŞİMİNİ, DUYGULARINI ETKİLER Mİ?


KALABALIK AİLELER

Üstün çocuklar genelde daha fazla iletişim içinde olmaya ihtiyaç gösterirler. Anne, baba, anneanne, babaanne, amca, hala, dayı vb. üyelerden oluşan kalabalık bir aile ortamı çocuğun bu ihtiyacına cevap vermek adına diğer aile üyeleri için hafifletici olacaktır. Sık sık soru soran, sorduğu sorular ile ailesini zorlayan çocuklar ev içinde yaşayan yetişkin sayısı fazla olduğunda iletişim noktasındaki ihtiyaçlarını daha tatminkâr şekilde karşılama imkânı bulurlar. Anlaşılmadığını düşündüğünde başvurabileceği farklı yetişkinlerin olması onu rahatlatacak, sosyalleşmesini destekleme adına da faydalı olacaktır.

Üstün çocuklar farklı alanlarda yaşıtlarından ileri özellikler sergiledikleri için; kimi zaman erişkinlerin arkadaşlığına yönelebilirler. Ailede fazla sayıda yetişkin olmasından mutluluk duyup, akranlarından ziyade onlarla iletişimden daha çok keyif alabilirler. Hatta böyle bir çocuk ailesini en iyi arkadaşları olarak kabul edebilir; ancak ailedeki üyelerin tutarlı bir tavır sergilemesi oldukça önemlidir. Çünkü üstün özelliklerle donatılan bu çocuklar sınırları zorlayabilir ve eğer diğer yetişkinlerle kıyas edildiğinde daha ılımlı tavırlar sergileyen birini (örneğin; anneanne, babaanne vb.) kendi isteklerini kabul ettirmek için yanlarına çekmeyi kararlılıkla denerler. Bu noktada aile içindeki kuralların çocuk dâhil herkesin söz hakkına sahip olacak şekilde önceden belirlenmesi yararlı olacaktır.

Evde çocukların yararlanabileceği fazlaca kaynak olması olumlu olarak değerlendirilebilir; fakat kendine özel bir yaşam alanına da ihtiyaç duyar, eğer etraflarında bir şey kayıp ya da eksikse bunu hemen fark ederler. Kalabalık ailelerin bu noktada çocuğun haklarına saygı göstermesi gerekir, örneğin bir eşyasının yerini değiştirirken haber vermek gibi… Bazı zamanlarda çocuk kendini duyusal uyaran bombardımanına tutulmuş gibi hissedebilir. Böyle anlarda onun sakinleşmesini sağlayacak etkinlikler, huzurlu bir alan sunmak işlevsel olacaktır.

Dikkat edilmesi gereken bir başka konu potansiyeli yüksek olan çocuğun bu özellikleri fark edildiğinde aile tarafından ona bilirkişi gibi yaklaşılması, gereğinden fazla pekiştireç verilmesi ve üstün olarak etiketlenmesinin önüne geçilmesidir. Kalabalık ailelerde herkesin eşit oranda bu duruma özen göstermesi gerekir. Diğer yandan kalabalık ailelerdeki üyeler tarafından üstün yetenekli çocuk kendi isteklerini yaptırmaya çalışan, sürekli çevresindekileri yönetmek isteyen,  kendini beğenmiş, grupla uzlaşmak yerine kendi ilgilerinin peşinden giden biri olarak yorumlanarak eleştirilebilirler. Çocuklar zamanla bu yargıları içselleştirerek gerçekten böyle davranmaya başlayabilir.

Kardeş sayısının fazla olduğu kalabalık ailelerde; ebeveynlerin çocuklar arasında kıyaslama yapmaları hem üstün olan hem de diğer çocuklar için olumsuz olacaktır. Örneğin; üstün çocuğun sürekli övülmesi üstünlük duygusu geliştirmesine, kardeşlerinde ise yeterince değerli olmadıklarına dair bir inanca neden olabilmektedir. Normalin üstünde yetenekle donatılmış çocuğun kardeşleri ile arasındaki farklılık, anne-baba tarafından iyi idare edilmezse tüm aile ilişkilerini bozan ve çocukların özgüvenini ciddi ölçüde zedeleyen sonuçlar doğuracaktır.



BOŞANMA, ÜVEY ANNE VE ÜVEY BABA

Üstün yetenekli çocuklar tüm yaşlarda bir takım problemlerin net ve kesin olarak farkındadır. Gözlem kabiliyetleri sayesinde anne-babalar ona çok mutlu gözükmeye çalışsa bile o, eğer bir çatışma söz konusu ise bu durumu yüksek bir olasılıkla fark edecektir. Dünyadaki problemlerle bile ilgilenen ve çok erken yaşta dahi bu noktalara duyarlılıkları dolayısıyla kaygılanan çocuklar, evde yaşanan kaotik sorunlardan ciddi ölçüde etkilenir. Kendilerini üzgün ve çaresiz hissedebilirler. Araştırmalar yıkılan ailelerde çocukluk depresyonunun sıklıkla karşılaşıldığını ortaya koymuştur. Sorunları hisseden çocuk sıkıntısını söz diliyle anlatamadığı için bunu farklı şekillerde dışarıya yansıtır. Bu durum tırnak yeme, altını ıslatma şeklinde ortaya çıkabilir. Çocukta sıklıkla hasta olma gibi psikosomatik hastalıklar gözlenebilir. Evden, okuldan kaçma, kendisine ait olmayan şeyleri alma gibi durumlar yaşanabilir. Üstün yetenekli/zekalı çocukların büyük bir çoğunluğu kusursuz bir belleğe sahiptir. Yaşadıklarını yüksek düzeyde hatırlayabilir ve etkisini uzun süre hissedebilir. Aileler çocuğun yanında eski eşe dair olumsuz söylemlerden kaçınmalıdırlar. Ölüm, terk, ayrı yaşama ve boşanma sonrası oluşan tek ebeveynli ailede çocuğun, bu durumdan kendisini suçlu hissetmesinin önüne geçmek hayli önemlidir.

Aileye hızlı bir şekilde üvey anne ya da üvey babanın dahil olması gibi çocuğun hayatındaki ani değişiklikler, hayatları üzerinde çok az kontrol sahibi oldukları duygusunu kuvvetlendirerek özgüven kaybı yaratabilir. Çocuk bu stresi, öfkesini dışa vurarak, sık sık kavga ederek, içe kapanarak, okul başarısızlığı ya da endişeli vb. şekillerde gösterebilir. Çocuklar tutarlılığı sever, bu yüzden çocukların rutinleri korunmaya çalışılmalıdır.  Hayatındaki değişikliklerin kontrollü şekilde yapılması, çocuğun bu değişime hazırlanması gerekmektedir. Üvey anne/üvey babanın samimi, güven verici yaklaşımı kolaylaştırıcı olacaktır. Çünkü ilgiyi üzerinde toplamayı seven, lider özelliklere sahip üstün çocuklar aileye yeni katılan üyeyi bir rakip gibi algılayabilir.



AİLENİN OLMADIĞI DURUMLAR

Üstün çocukların entelektüel ve duygusal ihtiyaçlarına cevap verilmesi gerekir; aksi halde var olan potansiyelleri sönme riskiyle karşılaşacaktır. Öz bakım, sevilme ve güvenli bir ortamda büyüme gibi temel gereksinimleri karşılanmadığında gelişim tüm alanlarda geride kalacaktır.

Tüm çocuklar gibi onları koruyan kollayan yetişkinlere ihtiyaç duyarlar. Ebeveynin çocukların hayatlarında olmadığı durumlarda; kaldıkları ortamda sağlıklı ilişkiler geliştiremediğinde çocuk için oldukça yıpratıcı olur. Üstün çocuklar hassas ve şefkatli olmaya yatkındır;  başkalarını üzmemek, onların sorunları çözmeye çalışmak uğraş alanlarından birine dönüşebilir. Bir başkasına kırılsa bile onu defalarca affedebilir ve bu durumun başkaları tarafından kullanıldığını fark ettiğinde de kendilerini küçük düşürülmüş hissedebilirler.

Kendi kurallarını kararlılıkla savunan, pek çok konuda farklı bir bakış açısına sahip olan üstün çocuklar yetiştirme yurtlarında kaldıklarında ya da evlat edinildiklerinde kendilerine dikte edilen otoriteye boyun eğmekten hoşlanmazlar. İdealisttirler, burunlarının dikine gidebilirler ve kendi amaçları etrafında başka bireyleri de toplayabilecek özelliklere sahiptirler. İdeallerinin toplum değerlerinden farklı olması durumunda yasa dışı eylemlere başvurabilirler. Hayallerine ulaşmak, tutkularını gerçekleştirmek için yüksek bir motivasyona sahip olabilirler; eğer ki bu ideallere ulaşamaz ya da engellenirse ciddi bir hayal kırıklığı yaşayabilirler .


Uzman Psikolog
Funda EGELİ BORA

OKULLAR NEDEN ÜSTÜN ÇOCUKLARA GEREKLİ İLGİYİ GÖSTERMEZ

Üstün çocukların ileride başarılı yetişkinler haline getirilebilmesi için onların erkenden bulunması ve doğru tanı konulması gerekmektedir.  Bu süreçte üstün çocukların alacakları eğitim hizmeti de çok önemlidir. Üstün çocukların eğitimlerine gereken önem verilmediği durumda ise potansiyellerinin altında başarı göstermeleri kaçınılmaz olmaktadır.



Üstün çocukların çoğu özel eğitime ihtiyaç duymaktadır. Okullarda sunulan standart eğitim sistemi üstün çocukların eğitimsel ihtiyaçlarını karşılamada güçlük çekmektedir. Üstün çocukların normal sınıflarda sunulan geleneksel eğitim anlayışının ötesinde farklı öğrenme yöntemlerine ihtiyaçları vardır. Bu çocuklar için potansiyellerinin en üst seviyeye çıkaracak farklılaştırılmış öğrenme deneyimleri gerekmektedir. Fakat her eğitim sürecinin bireyin özel durumuna göre düzenlenmesi çok güçtür. Genel okul eğitim süreçlerinde  ortalama yetenek düzeyine öncelik verilmektedir. Bu sebeple eğitim, bireysel düzeydeki özel ihtiyaçları karşılama görevini yerine getirememektedir.  Bu noktada yetenekleri yaşıtlarından üstün olan çocuklar standart eğitim yöntemlerinde zarar görmektedir.



Üstün çocukların potansiyelleri açısından sınıf arkadaşlarından üç temel boyutta farklılık göstermektedir. Bunlar; öğrenme hızı, öğrenme derinliği ve sahip oldukları ilgilerdir. Bu çocuklar çok erken yaşta konuşma, okuma ve yazmayı öğrenirler. Sürekli merak içindedirler ve yeni şeyler öğrenmek isterler. Bu çocuklar diğerlerinden çok farklı özelliklere sahiptirler. Bu nedenler de normal sınıf ortamında çeşitli olumsuzluklara neden olabilirler. Üstün bir çocuğun arkadaş edinmesi zor olabilir. Bu çocukların bilgi, beceri düzeyi aynı yaştaki ortalama öğrencilerden fazladır ve ihtiyaçları karşılanmadığı taktirde çabuk sıkılırlar ve sınıf ortamında huzursuz, sıkılgan, yerinde duramayan çocuklar olurlar. Herhangi bir konuda itiraz, eleştiri gibi tepkiler verebilirler. Konuşmayı severler ve sınıf düzeninde bunu sağlamak öğretmen açısından zorlaşabilir. Üstün çocukların bu ihtiyaçlarını okul ortamı karşılamakta zorlanabilir.



Öğretmenlerin geleneksel tutumları ve yaklaşımları üstün çocukların eğitim ortamına karşı olumsuz tutum sergilemelerine neden olmaktadır. Öğretmenler bir yandan öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını karşılama hızını ayarlarken diğer taraftan onların öğrenme deneyimlerinin derinliğinin ve kalitesinin geliştirilmesini dikkate almalıdır. Bu da her okul düzeninde uygulanması güç bir yöntemdir.



 Üstün yetenekli çocukların standart programların dışında geniş kapsamlı eğitim olanaklarına ihtiyaçları vardır. Okul sistemleri tespit için bazı prosedürler geliştirmiş olsalar da okul süreci içinde birçok sorun ile karşılaşılmaktadır. Okul, öğrencinin ihtiyaçlarını karşılamak için uygun hizmeti sağlamakta güçlük çekebilmektedir. Bu çocuklar, yüksek muhakeme gücüne sahiptirler, bir şeyi olduğu gibi kabul etmezler. Daha çok nerden geldiğini sorgularlar. Yaşıtlarına oranla daha hızlı ve kapsamlı düşünme süreçlerine sahiptirler. Sınıf içinde huzursuz, sıkılgan olmaları, çok soru sormaları sınıf düzenini sağlamayı güçleştirdiği için okul bu süreç ile de baş etmekte zorlanabilir.  Üstün çocukların potansiyellerini tamamen gerçekleştirmeleri için, uygun eğitim almaları çok önemlidir. Bu çocukların bireyselleştirilmiş eğitim süreçlerine ve çok kapsamlı PDR hizmetine ihtiyaçları vardır. Fakat birçok okulda bu uygulama ve bireyselleştirilmiş eğitim mümkün olmamaktadır. Bu sorunlar neticesinde okullar üstün çocuklar ile baş etmekte güçlük çektikleri için bu çocukları tercih etmemektedir ya da yeterli ilgiyi göstermemektedirler.  


Uzman Psikolog
Büşra EREN

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARDA PERFORMANS KAYGISI




" Ferrari ama Anadol hızında gidiyor.!"



     Üstün yetenekli çocukların yaşıtlarıyla kıyaslandığında duygusal, fiziksel yada zihinsel özelliklerinin farklı zamanlarda gelişebildiği görülmektedir. Bu nedenle üstün yetenekli pek çok çocuk bu alanlarda belli performans gösteren faklı gruptaki çocuklarla arkadaşlık yapmayı tercih ederler. Üstün yetenekli çocuğun, tüm gelişim alanlarında aynı gelişim düzeyinde olması söz konusu olmaz. Her bir gelişim alanı yaşlarının gerektirdiği gelişime uygun olmayabilir. Üç yaşındaki çocuk okuma yazma öğrenebilir ama hala duygusal ve psikomotor olarak üç yaşındadır. Aile ve çocuğun bakımından, eğitiminden sorumlu insanların bu eş zamanlı olmayan gelişim özelliklerinin farkında olmaları ve buna uygun tutum ve ortam hazırlamaları gerekmektedir. Üstün zekâlı çocuklar, öğrenim hayatları süresince, yeteneklerinden yararlanabilecekleri ve kendilerini gösterebilecekleri bir eğitim modeliyle karşılaşamazlar ve gerek ailesi gerekse çevresi tarafından desteklenmezlerse, onların geliştirme imkânı bulamadıkları yeteneklerinden hiçbir zaman yararlanamama gibi bir riskle karşılaşmamız mümkündür.  Üstün zekâlı çocuk, çevresi tarafından tanınmaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Çevresindeki insanların üstün veya özel yetenekliliğe gösterdiği tepkiler ve kendisi ile ilgili hissettikleri, onu duygusal olarak yıpratabilir.  Üstün zekâlı çocuklar, ebeveynleri tarafından sevilmelerinin nedeni olarak başarılı ve yetenekli olmalarını görürler. Bu nedenle de sürekli başarılı ve en iyi olma kaygısı taşırlar-ki bu durum, kendilerinde huzursuzluk ve güvensizlik yaratır.

Üstün yetenekli çocuklar, bu farklılıklarından dolayı bazı sıkıntılar yaşabilirler. Bu sıkıntılar, kendi yapılarından kaynaklanabildiği gibi, çevrenin onlara yaklaşımından da kaynaklanabilir.

Bu sıkıntılardan bazıları;

Asenkron Gelişim:Entelektüel gelişim duygusal ve bedensel gelişimin çok önündedir. Buradaki tehlike, ebeveyn ve öğretmenlerin entelektüel gelişime bakarak sosyal ve duygusal olgunluğa yönelik yanlış genellemeler yapmalarıdır. “Aslında çok zeki bir çocuk, ama neden böyle davrandığını anlamıyorum.”

 Üstün Yetenekliler Hakkında Hatalı Bilgilendirme:Üstün yeteneklilerin duygusal veya diğer durumlara karşı daha büyük bir risk altında oldukları düşüncesi, tüm alanlarda üstün başarı beklenilmesi gerektiği düşüncesi kadar yanlıştır. Çocuğun bireysel farklılıkları belirleyicidir. Genellemeler ve şablonlar, bireysel olarak ele alındığında uymaz, hatta aşırı durumlarda, çocuğun sahip olması beklenen problemleri geliştirmesiyle sonuçlanabilir (Buna kendini gerçekleyen kehanetler de denir).

Yeterince Zorlanmama:Bazı üstün yetenekliler okulda yeterince zorlanmazlar. Bu durum, özellikle beklentilerin düşük olduğu okullar için geçerli olabilir veya öğretmenlerin çocuğun durumunu yeterince dikkate almadıkları durumda oluşabilir. Bu nedenle bazı üstün yetenekli çocuklar öğrenmeyi öğrenemezler, özellikle ihtiyaç duydukları bilgi düzeyine çaba göstermeden ulaşabiliyorlarsa. Bunun neticesinde, gerçekten öğrenmeyi gerektiren ilk entelektüel zorlanmada, öğrenmek için gerekli olan çalışma disiplininin eksikliği ortaya çıkar.

Konvansiyonel Olmayan Problem Çözümleri:Çocuğun üstün yeteneği ve yaratıcılığı, problemlerin çözümünde veya bilgi edinmede olağandışı yöntemler geliştirmesine yol açabilir. Bu durum, bazı ebeveyn ve öğretmenlerde, çocuğun problemleri alışkın olunmayan ve kısmen anlaşılmaz olan bir yöntemle ele alması ve çözmesi nedeniyle direnç oluşturabilir. Bu tür davranışlar her zaman zekâ ürünü veya yaratıcılık olarak değerlendirilmez, özellikle dersin işlenişini bozduğundan, bu durumlardaki yaratıcılık reddedilebilir.

Sosyal Yaşam:Üstün yetenekli çocuklar, kendileri kadar yetenekli olmayan sınıf arkadaşlarıyla geçinmeyi öğrenmek durumunda olduklarından, bazen sorunlar yaşanabilir. Bu tür durumlarda bazen bireysellik ve bazen de uyum gerektiğinden, belirgin bir duygusal olgunluk ve sosyal beceri gereklidir. Üstün yeteneklilerin büyük bir çoğunluğu, bu sorunla kolaylıkla baş edebilir. Bazıları ise diğer insanlarla geçim konusunda belirgin bir sorun yaşarlar.

Cinsiyete Yüklenen Roller:Özellikle üstün yetenekli kızlar, cinsiyetleri ile başarıyı bağdaştıramayan bir ortamda olduklarında veya yetenekleri erkeklere özgü alanlarda geliştiğinde sıkıntı yaşayabilirler. Bunun neticesinde üstün yetenekli bir kız çocuğu, yeteneğini ve ilgi alanlarını gizleyebilir.

Seçim Sıkıntısı:Üstün yetenekliyseniz, önünüzde birçok olasılık vardır. Birçok üstün yetenekli, aynı anda birden fazla alanda yüksek öğrenim görebilirler. Sınavlar onlar için engel teşkil etmez. Bu durumda da yüksek öğrenim görecekleri alan ve meslek seçimleri konusunda yetkin kişilerden destek almaları önerilir. Böylece kendilerine en uygun seçimi yapabilirler.

Motor Becerilerdeki Farklılıklar:Her çocuk aynı motor özelliklere sahip olması gerekmediği gibi, üstün/özel yetenekli çocuklar da diğer akranlarından farklı olabilirler. Bir çok üstün yetenekli çocuk akranlarıyla aynı psikomotor düzeyinde olmayabilir. Diğer taraftan üstün yetenekli çocuk motor davranışları ve etkinlikleri gerektiren durumlardan kaçınma eğilimi sergileyebilir. Bu durum çocukla yaşayanları ve uğraşanları zorlayıcı boyutlara gelebilir. Bu özellikleri zaman içinde ve diğer üstün özelliklerine teşvik edilmeleriyle ele alınması gerekmektedir.

Üstün yetenekli çocukların risk alma potansiyelleri yüksektir. Bu durum çocukların hem girişkenlikleri ile hem de riskli davranışlar seçmeleri ile ilgilidir. Birçok üstün yetenekli çocuk aynı zamanda dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu da yaşayabilir. Bazı erişkinler, çocuklarının kendilerinden daha az risk alır oluşlarını şanslı bir durum olarak görürler. Bu durum en azından fiziksel bir takım zorluklarla karşı karşıya gelindiğinde oldukça olumlu bir şekilde gözükmesine rağmen, yeni bir aktivite ile karşılaşan üstün yetenekli çocuk bir adım geri çekilebilir ya da denemek bile istemeyebilir. Bunun sebebi bu çocukların kendilerini fazlaca eleştirmesi ve çoğunlukla kendilerinde eksik olan yönleri bulup çıkarmalarıdır. Kendilerine olan güvende eksiklik yaşayan bu çocuklar bir şey hakkında tamamen bilgi sahibi olmak ya da onun nasıl çalıştığına dair net ve kesin bir bilgiye sahip olmak ihtiyacı içindedirler. Bir söz vermeden önce onunla ilgili pek çok şeyi bilmek zorunda olduklarını düşünürler.

Bazı üstün yetenekli çocuklar yeni şeyler denemeye çekinirler. Çünkü yanlış yapmaktan, hatalı olmaktan, aptal durumuna düşmekten çok korkarlar. Diğer çocukları bu yeni şeyleri gerçekleştirirken gözlemlemeyi tercih ederler. Model alarak öğrenmeyi benimserler fakat çocuğun başarısız olmaya karşı geliştirdiği aşırı bir korkusu varsa onun kendini daha rahat ve iyi hissetmesi konusunda aileden ve öğretmenlerinden destek almaya ihtiyacı vardır. Bir şeyi ilk denemede yapamamak, başarılı olamamak utanılacak bir durum ya da başarısızlık olarak addedilecek bir durum değildir. Başarısız olmak, bunun tekrarı ya da hata yapmak hiçbir zaman insanı güvenilmez bir kişi yapmaz.

    Ailenin olumsuz konuşmalardan kaçınması ve bu gibi tuzaklardan uzak durması gerekir. “Bu asla işe yaramayacak.” gibi cümleler çocuğun kendi hayal gücünü kullanmasını engeller ve bu çocuk için istenebilecek en son şeydir. Aile ya da öğretmenin çocuğun ortaya çıkardığı işi takdir etmesi gerekmektedir. “Bunu başarmak için gerçekten çok çaba sarf ettiğini görebiliyorum.” gibi cümlelerle çocuğu cesaretlendirmek gerekmektedir.  Çocuğa her zaman denemesi ve sonuçta ne olduğunu görmesi için fırsatlar verilmelidir.


                                                                                           Psikolog  Ceren Şengel

DUYGULARA AYNA TUTMAK

Lunaparktaki, görüntünüzü çarpıtan, acayip şekilli aynalara hiç baktınız mı? Bu size ne hissettirdi? Gerçekte aynadaki görüntüye benzemediğinizi ve bunun hatalı bir yansıma olduğunu bildiğiniz için güldünüz.

Fakat ayna yalnızca sizin görüntünüzü yansıtsaydı ondan kuşkulanmak aklınıza bile gelmeyecekti ve aynadaki komik görüntünün size ait olduğuna inanacaktınız. Çocukların da, ebeveynlerinin onlara yansıttığı kendi imajlarından kuşkulanmak için hiçbir nedenleri yoktur. Çocuklar, genellikle ebeveynlerinin aptal, tembel, sakar, düşüncesiz, bencil, sorumsuz, ya da sevimsiz gibi olumsuz değerlendirmelerini bile kabul ederler. Çocuklara "Sen asla doğru bir şey yapmazsın" ya da "Çok sakarsın" denmesi, onların kendilerini iyi, yetenekli ya da zarif hissetmelerini sağlamaz . Çocukları tembel, aptal ve mızıkçı diye etiketlemek onları zeki, çalışkan ve dürüst insanlara dönüştürmek için motive etmez.

Ebeveynin olumsuz yansıtması, çocuğun kendi gözündeki imgesini kolayca çarptırır.

Çocuklar, ayna karşısındaki imajlarına bakarak fiziksel benzerliklerini öğrenirler. Duygusal benzerlikleri de, onlara yansıtılan duyguları dinleyerek öğrenirler. Bir aynanın işlevi herhangi bir kusur ya da iltifat eklemeksizin, bir imajı olduğu gibi yansıtmaktır. Bir aynanın bize "Gözlerin kanlanmış ve yüzün şişmiş. Her yerin pislik içinde. Kendin için bir şey yapsan iyi edersin" demesini istemeyiz. Bir aynadan vaaz değil bir görüntü isteriz. Aynı şekilde duygusal aynanın da işlevi duyguları çarpıtmaksızın olduğu gibi yansıtmaktır.

"Çok öfkeli görünüyorsun."

"Ondan nefret ediyor gibisin."

" Bu durumdan bıkmışa benziyorsun."

Bu tür duygulara sahip olan çocuklar için bu ifadeler çok faydalıdır.Bu ifadeler, çocuğun ne  hissettiğini açıkça gösterir.

Yetişkin olarak bizlerde inciniriz, korkarız, öfkeleniriz, üzülürüz ve utanırız. Böyle duygular içindeyken, hiçbir şey bizi dinleyen ve anlayan biri kadar yardımcı olamaz. Yetişkinler için doğru olan, çocuklar içinde doğrudur. Etkili iletişim eleştirinin, azarlamanın ve öğütün yerine, insani anlayışı iyileştiriciliği koyar.

Çocuklarımızdan biri üzüldüğünde , korktuğunda ya da öfkelendiğinde kasten olmasa da hemen yargılayıp öğüt vermeye başlarız. Oysa ki bundan daha iyi b,r yöntem vardır. Çocuğu anlamak için zaman ayırdığımızda ve ona şefkat gösterdiğimizde, çok farklı bir mesaj iletmiş oluruz. "Benim için önemlisin. Duygularını anlamak istiyorum." Bu mesajı alan çocuk kendini anlaşılmış ve rahatlamış hissedecektir. Rahatlamış hisseden çocuk kendi için en iyi çözümleri bulacaktır.

Çocuklarımız güçlü duygular içindeyken, kimseyi dinlemezler. Öğüt, teselli ya da yapıcı eleştiri kabul etmezler. İçlerinden geçenleri, o anda ne hissettiklerini anlamamızı isterler. Üstelik başlarına gelen şeyi tam olarak anlatmaksızın, onları anlamamızı beklerler. Bu, duygularının yalnızca küçük bir kısmını belli ettikleri, geri kalanını tahmin etmek zorunda olduğumuz bir  oyundur.

 Örneğin bir çocuk bize "Arkadaşım ile küstük." dediğinde, daha fazla ayrıntı istememeliyiz. Ya da " Çok iyi anlaşıyordunuz ne oldu da tartıştınız? " dememeliyiz. Hatta "Üzüldüm." dememize de gerek yoktur. Çocuğun sıkıntısını, öfkesini, acısını anladığımızı göstermemiz gerekir.

Arkadaşım ile küstük diye okula gitmeyeceğim diyen bir çocuğa doğru yaklaşım şöyle olmalıdır; herhangi bir yorumdan ve sorudan kaçınarak anlayış ve empati çerçevesinde konuşarak onun  öfkesini azaltmalıyız.

"Başına gelen şey çok can sıkıcı olmalı."

"Bu durum seni çok kızdırmış olmalı."

"O anda arkadaşına çok sinirlenmiş olmalısın."

"Bugün senin için kötü bir gündü."

Önce duygular ele alınmalı, sonra davranış düzeltilmelidir. Güçlü duygular zihinden çıkarılarak ortadan kalkmaz, dinleyici bu duyguları samimiyet ve anlayışla kabul ederse şiddeti azalır.

Yani kısaca çocuklarımızın davranışlarını yargılamadan onları anlamaya çalışmalı ve anladığımızı onlara hissettirmeliyiz. Çocuklarımızın duygusal gelişimlerine katkı sağlayabilmemiz dileğiyle... Mutlu günler dilerim.

                                                                                                                              Saygılarımla

                                                                                                                           Uzman Klinik Psikolog Ceren Şengel